İPUCUKötü yazılımı yalnızca temizleyen değil,
nasıl düşündüğünü çözmeye çalışan adam.
UYARIKaspersky konusu; teknoloji, devletler ve güven arasında geçen daha büyük bir oyundur.
MIND MAP
ÖNEMLİ
- Matematik ve kriptografi temelli güvenlik yaklaşımı
- Kaspersky Lab ve küresel antivirüs pazarı
- Devlet–özel sektör–güven ilişkisi
- Teknik doğruluk vs politik algı
- Şeffaflık, güven ve itibar problemi
EUGENE KASPERSKY KİMDİ ?
Eugene Kaspersky, modern siber güvenlik dünyasının en bilinen ve aynı zamanda en tartışmalı isimlerinden biridir dostum. Kaspersky, bugün sadece bir antivirüs yazılımı değil,
Onu önemli yapan şey yalnızca kötü amaçlı yazılımlarla mücadele etmesi değildir. Asıl mesele, siber güvenliğin artık teknik bir konu olmaktan çıkıp
Bir yazılım gerçekten tarafsız olabilir mi?
Bir güvenlik şirketi, kurucusunun milliyetinden bağımsız değerlendirilebilir mi?
Kaspersky ismi bu soruları kaçınılmaz hale getirdi.
Matematikten Zararlı Yazılımlara
Eugene Kaspersky’nin hikâyesi klasik bir “garaj girişimi” değildir. Sovyetler Birliği döneminde yetişmiş, matematik ve kriptografi temelli bir eğitim almıştır. Bu detay önemlidir. Çünkü Kaspersky’nin güvenliğe bakışı “ürün” değil,
1989’da kendi bilgisayarına bulaşan bir virüsü analiz etmesiyle başlayan süreç, onu zararlı yazılım analizi konusunda derinleştirdi. Burada kritik fark şudur:
O dönem birçok kişi virüsleri silmeye çalışıyordu, Kaspersky ise
Bu yaklaşım, ileride Kaspersky Lab’in DNA’sını oluşturdu.
Kaspersky Lab Nasıl Büyüdü
1997’de kurulan Kaspersky Lab, kısa sürede teknik yeterliliğiyle öne çıktı. İmza tabanlı korumanın ötesine geçen analiz yöntemleri, davranışsal tespit ve hızlı tepki refleksi şirketi farklı bir noktaya taşıdı.
Birçok rakip pazarlama ve marka algısıyla büyürken, Kaspersky uzun süre “en iyi yakalayan motor” iddiasıyla ilerledi. Bağımsız testlerde alınan sonuçlar bunu destekledi.
Burada önemli bir kırılma var:
Kaspersky bir Batı şirketi gibi pazarlanmadı ama Batı pazarında büyüdü. Bu da ileride sorun yaratacak bir çelişkiydi.
Siber Güvenlik ve Devlet Gerçeği
Siber güvenlik hiçbir zaman tamamen özel sektör işi olmadı. Devletler, istihbarat servisleri ve ordular bu alanın doğal aktörleridir. Eugene Kaspersky bunu her zaman açıkça söyledi.
Onun bakış açısı netti:
“Siber tehditler sınır tanımaz. Savunma da tanımamalı.”
Ancak dünya bu kadar basit çalışmıyor. Özellikle ABD–Rusya geriliminin arttığı dönemlerde, Rusya merkezli bir güvenlik şirketi doğal olarak mercek altına alındı.
Burada teknik bir açık gösterilmedi. Ama olasılık yeterli görüldü.
“Ya varsa?” sorusu, bazı devletler için karar vermeye yetti.
Yasaklar, Suçlamalar ve Algı Savaşı
ABD ve bazı müttefik ülkeler, Kaspersky ürünlerinin kamu kurumlarında kullanımını yasakladı. Gerekçe teknik raporlardan çok ulusal güvenlik riski ihtimaliydi.
Bu nokta çok kritiktir:
- Somut bir arka kapı kanıtı yoktu
- Ama güven tamamen politik bir mesele haline gelmişti
Eugene Kaspersky bu duruma sert tepki verdi. Şirket kaynak kodlarını incelemeye açtı, veri merkezlerini farklı ülkelere taşıdı, şeffaflık merkezleri kurdu.
Peki yetti mi?
Hayır.
Çünkü siber güvenlikte bazen gerçek değil, algı kazanır. Bu noktada Kevin Mitnick çizgisiyle ilginç bir paralellik oluşur: Güvenlik, yalnızca teknik değil;
Haklı Olduğu Yerler, Zayıf Kaldığı Noktalar
Eugene Kaspersky teknik olarak güçlüdür. Zararlı yazılım ekosistemini çok iyi okur. Tehdit istihbaratı konusunda dünya çapında saygı görür.
Ama zayıf olduğu yer şudur:
Teknik doğruluğun, politik dünyada her zaman karşılık bulacağını varsaymak.
Bu varsayım gerçekçi değildir. Güven, özellikle devlet seviyesinde, matematikle değil jeopolitikle kurulur.
Bu noktada Kaspersky ismi bir ders niteliği taşır.
Eugene Kaspersky’den Alınacak Dersler
- Siber güvenlik teknik olduğu kadar politiktir
- “En iyi ürün” her zaman “en çok tercih edilen” olmaz
- Şeffaflık gereklidir ama her zaman yeterli değildir
- Devletler, risk ihtimalini bile karar sebebi sayabilir
Bir güvenlik aracını seçerken teknik mi ağır basmalı, yoksa politik bağlam mı?
SONUÇ
Eugene Kaspersky, siber güvenliğin masum bir yazılım alanı olmadığını gösteren canlı bir örnektir. Onun hikâyesi;
ANALİST NOTU
Kaspersky’nin teknik birikimine saygım yüksek. Ancak küresel politik gerilimlerde teknik doğruların gölgede kalabildiğini de görmezden gelmiyorum. Burada kesin değilim ama siber güvenliğin geleceğinde şirketlerin değil, denetlenebilir mimarilerin öne çıkacağını düşünüyorum.
REFLEKS PERSPEKTİFİ
Bir güvenlik ürünü değerlendirirken sadece “ne kadar iyi koruyor?” diye değil, “hangi bağlamda, kim için ve hangi riskle?” sorularını birlikte düşünmeliyiz.
Bu durum sadece Kaspersky’ye özgü değildir. Küresel ölçekte çalışan her güvenlik ürünü, er ya da geç kurucusunun pasaportuyla birlikte değerlendirilir. Bu yüzden siber güvenlikte teknik mükemmellik, artık tek başına karar kriteri değildir.
MINIMUM BİLGİ SETİ
ANA MESAJ
- Eugene Kaspersky, siber güvenliğin teknik olmaktan çıkıp politik bir güç alanına dönüştüğünü gösterir.
UNUTMA
- Güvenlik yazılımları tarafsız olabilir, ama dünya tarafsız değildir. Algı, teknik gerçek kadar belirleyicidir.
ÖNERİ
- Kullandığın güvenlik araçlarını sadece özelliklerine göre değil, ekosistemi ve bağlamı ile birlikte yeniden değerlendir.
Bazı bilgiler güncel olmayabilir.